Kendilerini
dev aynasında gören ve Türkiye’yi köşeye şıkıştırmak ve önünü kesmek için elden
geleni yapmaya çalışan üfürükten bir devlet var bölgemizde.
Boyuna
posuna bakmadan, hasbelkader şantajla üyesi olabildiği Avrupa Birliği içindeki
dışlanmışlığını ve yerlerde sürünen itibarını dikkate almadan bölgedeki Arap
ülkelerini bir bir ziyaret eden ve Türkiye’yi karşılarına almaları karşılığında
kendilerine AB ile olan sorunları çözmeyi vaat eden bir Güney Kıbrıs Rum
Yönetimi var.
Sanki
de, ziyaret ettiği Arap devletleri, insan kaçakçılığında başrolü oynamasını,
uyuşturucu yollarının ve kara para aklamanın merkezi olmasını, para
karşılığında “Altın pasaport” adı altında Avrupa Birliği pasaportu satmasını
unutacak, Avrupa Birliğine sahte Bütçe ve Mali Bilanço sunmuş olması nedeni ile
kaybettiği itibarını ve yitirdiği saygınlığını unutup, verdiği sözleri/vaatleri
dikkate alacaklar ve bölgenin devi Türkiye’nin karşısına geçecekler.
Avrupa
Birliği Dışişleri Konseyi 27 Ocak’ta toplandığı vakit gündemdeki maddelerden
biri olan “AB’nin Suriye'ye yönelik yaptırımlarının
belirli koşullar altında kaldırılması” konusunda siyasi bir karar almasına
karşın, bu karara Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi karşı oy kullanarak
engel çıkarmasının maksadı belli. Suriye’nin Türkiye ile olan ilişkilerine taş
koymak ve güya Suriye ile Türkiye’nin arası bozulunca “AB’nin Suriye'ye yönelik
yaptırımlarının belirli koşullar altında kaldırılması”na onay vermek.
Rumların
hesaplarına göre, Suriye’nin Kurucu Hükümeti 2011 yılından beri Suriye halkına
kapılarını açan, 14 yıldır Suriye halkının arkasında duran, Suriye Geçici
Hükümetine ve hükümet başkanı Ahmed eş-Şara’ya her tür yardımı yapıp, Suriye
hükümetinin kurulması ve faaliyete geçmesi için ekonomik, sanayi, ticari,
siyasi, mali, elektrik, iletişim ve internet altyapısı, kara, hava ve deniz
ulaşımı ve en önemlisi askeri yapılanma, askeri strateji/silahlanma konusunda her
tür yardımı yapan, desteği veren Türkiye’yi, bu balon devletin sözleri ve
tutamayacağı vaatleri nedeni ile karşısına alacak ve Türkiye’ye sırtını dönecek!
Buna
ilaveten, tamamen Suriye’nin çıkarına olacak, Ankara ile Şam arasında, sözde
Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin tek taraflı ilan ettiği Münhasır Ekonomik
Bölgesini baypas edecek şekilde Münhasır Ekonomik Bölgenin tanımlanmasına
ilişkin bir memorandumu Suriye Geçici Hükümeti imzalamayacak ve gündeme bile
almayacakmış. Ancak bu şartlar yerine getirilirse, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi
Suriye’ye yardımcı olabilecek!(miş.)
Bunun
adına “şantaj” denmekte. Hem sen AB Dışişleri Konseyi kararlarına bilinçli
olarak kendi çıkarların doğrultusunda Suriye aleyhine şerh koy, sonra da bu
şerhi kaldırmak için Türkiye ile bozuşmasını şart koş.
Aklıma
daha iki gün evvel Türkiye-Almanya ilişkilerini değerlendiren Alman partisi
SPD'nin Dış Politika Sözcüsü Schmid’in, "Türkiye, Almanya ve Avrupa için
vazgeçilmez bir ortaktır. Bu nedenle Türkiye ile ilişkilerimizi yoğunlaştırmalı
ve özellikle Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'daki bölgesel konularda siyasi
işbirliğini genişletmeliyiz" sözleri geldi. Bir Almanya’yı düşündüm, bir
de Rum Yönetiminin köylü kurnazlıklarını...
Allah
akıl izan versin ne diyelim…
Prof. Dr. (İnş. Müh.), Doç. Dr. (UA. İliş.) Ata ATUN
KKTC
Cumhurbaşkanı Danışma Kurulu Üyesi
KKTC Cumhuriyet
Meclisi 1. Dönem Milletvekili
Yorumlar
Yorum Yap